KENT 2.0 VE ŞİDDETİN MİMARLIĞI

Kentleşmenin gerçek yüzyılı şu anda içinde bulunduğumuz 21. yy olacak gibi. Bu bir bakıma, Morales’in ifadesiyle mimari şiddetin de yüzyılı olacak. Daha önce tarihte hiç yapılmamış oranda yeni yapı, kent alanlarına yapılacak, kentler daha fazla “kırsal” alanı devşirip, zorla kendi alanlarına katacaklar. Medya, teknoloji ve ekoloji temelinde yeni bir kurallar bütünüyle yepyeni bir kent doğacak: Kent 2.0.
Kent 2.0 ölçek olarak hayallerimizde bile göremeyeceğimiz rakamlara ulaşacak. Mumbai belki de 50 milyon insana evsahipliği yapacak. Böyle bir ölçeğin, günümüz ortodosk şehircilik anlayışına göre bir düzeni olmayacağı kesin. Geleceği bırakın, Mumbai gibi çoğu global kentin günümüz şartları da kitapta yazılanlara pek uygun değil.
Kent 2.0’ın bu kestirilemez ölçeği, yeni bir kentsel anlayışın ve mimarlığın doğması için büyük bir fırsat. Şu anda sistemin içinde süslü bir oyun haline getirilmiş mimarlık, içine sokulduğu cendereden çıkmak zorunda. Bu cendereyi sıkanların başında ne sistemi kontrol etme iddiasındakiler, ne para odakları ne de halk var. Mimarlar bu cendereyi kendileri sıkıyorlar. Ortodoks mimari öğretiye takılıp kalarak, mimarlığı salt bir yaratım ve değer üreten mekanizma gibi görmeye çalışıyorlar. Halbuki mimarlık üretmiyor, dönüştürüyor. Dönüştürürken de bunu kendi şiddeti ile yapıyor, dönüştürürken de pek çok değerli şey arada kaynayıp gidiyor. En basit inşai hareket bile yeri bir daha asla eski haline gelmeyecek şekilde değiştirirken, mimarların kendilerini “salt yaratıcı” rolde görmelerinin naiflikten öte sebepleri olmalı.
Mimari şiddet aslında halkın üzerine inen coptan farksızdır. Yaşam tarzını benimsemez, dikte eder. Tarihi ve coğrafyayı değiştirir, izleri siler. Kendi meşruiyeti için herşeyi göze alır. Mimar ürün ile kullanıcı arasındadır hep, ve her zaman kullanıcı ile ilgilenirmiş gibi görünüp aslında kendi egosunu parlatmakla meşguldur. Mimarın umursamaz tavrı ile, güç odaklarının ortaklığı her zaman şiddeti kullananların üzerine yöneltir. Binayı kullananlar bu şiddete her an maruz kalırlar. Uzun koridorlar, az doğal ışık, saydam ama dokunulamayan cepheler, güvenlik paranoyası, hijyen paranoyası… Paranoya… Günümüz mimarlığının en etkili silahıdır. Paranoya, kurallar ve standartlar bütünündedir. Bu kural ve standartların hemen hepsi bilimsel temel üzerine oturtulur fakat çoğunun kaynak ve sebepleri hiç bir yerde açıklanmaz. Bazıları sadece geçmişten gelen alışkanların devamıdır. Hazırlayanlar her zaman teknokrattır ve kimseyi umursamazlar.
Böyle bir kent alanının sürdürülemez olduğu aşikar. İnsan doğası bir yolunu bulup burayı da karşı-şiddetle kendi alanına dönüştürüyor. Kent alanı yeni savaş alanı ve artık savaş da 2.0 sürümüne yükseltilecek. Daha üç boyutlu, daha fazla aktörlü ve nihai sonucun kent alanını sonsuza dek etkileceği bir savaş olacak.
Savaş kelimesi burada daha geniş anlamlarda kullanılıyordur. Yoksa yazıda bahsettiği gibi direniş mimarlığının gerçekten de savaş yaşayan ya da yaşaması olası, Beyrut ve Soweto gibi yerlere özgü olma durumu Kent 2.0 ile kırılabilir. Yeni kent alanı, tesadüflere, kaosa ve plansızlığa daha fazla alan açtıkça, bu alanlar yeni bir mimarlığın doğum ve test edilme alanları olarak önümüze dikilecekler. Bu alanlarda, ortodoks mimarlığın kabul etmeyeceği, belki mimarları bile olmayan mimarlık nesneleri yükselecek. Kentin dokusundaki bu radikal değişim elbet eninde sonunda toplumu ve mimarlığı etkileyecektir.
Morales’in diğer yazısında öngördüğü gibi, artık büyük teoriler büyük manifestonların çağı bitti. Kapsayıcı bir fikir yok artık, onun yerine yüzlerce fikir aynı anda farklı coğrafyalarda doğuyor, bazıları tartışmalara sızıyor, praksiste test ediliyor, bazıları ise daha gün yüzüne çıkmadan sönümlenip kayboluyor. Ütopyaların da çağı sona erdi, fakat bu geleceği düşünmememiz anlamına gelmiyor zira Kent 2.0 daha el değmemiş haliyle, “bakir kent coğrafyası” olarak önümüzde uzanıyor.
Tam da bu noktada insan sormadan edemiyor: yeni kentin mimarlığı nasıl üretilecek?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: