Anyway / Ignasi de Sola-Morales – Şiddet, Direniş, Sömürgeleştirme

“yeni”den

Mimarlık: barış sağlayıcı (modern mimarlık nesnelerinin geleneksel yorumları)

Mimarlığın yatıştırma yeteneği

Iyi mimarlık: anlaşmazlıkları halleder, çelişkiyi çözer

Kötü mimarlık: gerilimi ve anlaşmazlığı kızıştırır

Mimarlığın kapalılığı: maddeselleştiren ve görselleştiren iktidarın değişik biçimleri

Mimarlığın açıklığı

Sömürgeleştirme mimarlığı: çok kesin sınırları olan duvarlı mimarlığı, poché mekanını gerekli kılar

Şirketlerin, banka genel merkezlerinin, bilgisayar ekranlarının mimarlığı: egemenliğin yeni biçimlenişi

Evlerin, kentlerin, tapınakların kuruluş ritüelleri: sömürgeleştirmenin şiddetini yüceltir

Mimarlık: şiddet eylemi

Yapı yapmak: yeryüzündeki maddelere şiddet uygulamak, çevrenin davranışını ve doğal görünümünü değiştirmek

Bağlamcılık/inşa edilmiş çevreyi korumak: mimarlığın haşin ve yıkıcı doğasını ve yapı yapma eyleminin çevreye zorla kabul ettirdiği kökten değişimleri örtmek

Büyük kentler: yapısal şiddet alanları

Iktidar: bir güçler ağı

Ütopya olarak mimarlık: anlamdan yoksun, kabul edilemez bir gizemli hale getirme oyunu

Bugünkü mimarlık: hayal gücünden yoksun kurulu güçlerin basmakalıp örneklerinin sürdürülmesi, boyun eğiş.

Minimal mimarlık: gereksiz nesnelerin etrafında oluşturulmuş boş mekan.

Direniş mimarlığı: imge-biçimciliğinin ve minimalizmin sessiz boşluklarının ötesi.

 

Mimarlığın neden var olduğu, nasıl ortaya çıktığı, neleri karşıladığı, kimlere yapıldığı zamanla anlamını yitirmiş ve zaman içinde gelişen sosyal ve toplumsal olaylar çevrenin algılanışını değiştirmiştir. Çevre algısının kontrolünü elinde tutma ve algıyı yönlendirme gücüne sahip iktidar, mimarlığı kullanmaya başlar.

“İyi mimarlık”tan toplumsal sorunları çözmesi beklenir. Yapılan “yeni” şey hem uyumludur, güzel gözükür, iyi hissettirir, hem de aranan şeydir.

İktidarın denetim aracı olarak mimarlık kendi içinde kontrol edilebilir yeni bir alan yaratır. Zaman zaman bu alanın kuralları baştan belirlidir. Bu mimarlıkların ortaya çıkış şekli çevrenin değerlendirilmesi, ihtiyaçların belirlenmesi gibi aşamalardan geçmeden baskın gücün etkisi altında olur. Baskın gücün kendi yapay çevresini yaratması ve gücünün etkisini yaymak istemesi yapısal şiddeti artırır. Çünkü sosyal ve toplumsal olarak şiddeti hissetmenin yanında yapısal şiddet fiziksel olarak da hapseder. Yapay çevreye etkileri ve vaat ettikleri bağlamında mimarlık yazıda çeşitli tanımlarla anlatılmıştır. Bu bir bakıma mimarların da sınıflandırılmasına yol açar. Iktidarla karşı karşıya gelip belli noktalarda karar alma yetkisine sahip mimarlar birbirinden ayrılabilir: güce yatırım yapanlar, değişim olması gerektiğini hissedenler, farkında olup boyun eğenler, farkında olup değiştirmeye çalışanlar, farkında olup değiştirebilenler vb. Oysaki yeni’den çözüm beklemek onu birinin yapacağını kabul etmek olmamalıdır. Yapacak olanın yaptırımı olmamalıdır. Herkesin her şey hakkında söz sahibi olabilmesi, açıklığın ve boşluğun yaratılması mimarlıkla mümkün değil midir?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: